Sinema

​Şu sıralar Bresson filmlerini izlemekle meşguldüm. Hemen hiç bir profesyonel oyuncu ile çalışmayan bu yönetmenin yöntemleri diğer başarılı bir çok ustanınkilerden ne kadar farklı. Hayatı spontane yaşamayı sevdiğini söyleyen Bresson filmlerini de nerdeyse anlık kararlarla çekiyormuş. Bunu öğrendikten sonra filmlerini bir nakış gibi işleyen Angelopoulos’un teatral, epik  filmleri ne kadar farklı dursa da insan hepsinden farklı keyif alabiliyor. Her biri farklı yoğurt yemeler aslında. Bergman insana yakın çekimler yapar, Angelopoulos uzaktan herkesi çeker, Tarkovski iç sesi dinler, Kiarostami çocukları çeker, Haneke karakterlerin yüzlerini gösterme gereği duymadan yaşayışla ilgilenir, Bresson kapıları açar, kapar, bu yöntemle farklı okumalara izin verir, Herzog, Wenders, Antonioni, Fellini, Ceylan, Güney, daha adını şu anda anamadığım bir çok  yönetmenin tek bir derdi var aslında: yaşanmışları, deneyimleri, hatıraları aktarmak. Sinema güzel şey…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s